1 Kasım 2008 Cumartesi

madonna - ray of light [1998]

dinlediğim hemen hemen her grup ve sanatçıyla ilgili olarak bir "tanışma" hikayesi vardır kafamda. söz konusu madonna olunca, hafızam biraz tekliyor, zira sanırsam kendisini ilk görüşüm televizyonu açmayı öğrendiğim bebeklik yıllarıma tekabül ediyor. bence bu kadının 1983'ten beri sürekli müzik yapıyor olması gerçekten müthiş bir şey. yaptığı albümlerin bazılarını fazla beğenmesem de, 25 senelik azmi için burada 25 saniyelik saygı duruşunda bulunmayı uygun görüyorum. bulundum.

ray of light'ın -tahminlerime göre- bizim eve alınan son kaset olma gibi bir özelliği var. kasetlerin en güzel yanı sanırım arabada dinlenebiliyor oluşlarıydı. bu, yazın tatile giderken walkman'in pilinin bitmesi durumunda oldukça önemli hale geliyordu. offspring konusunda ailemi hiç bir zaman ikna edemedim ama madonna'ya hayır demiyorlardı. benzer bi durum eyüpmobilde de gerçekleşmekteydi o sıralar. serviste dinlettiğim ev yapımı eklektik kasetler daha sonraları lise 3'ler tarafından getirilen sıkı yönetimi tetiklemiş olabilir, buradan tüm servis sakinlerinden özür diliyorum.

ray of light baştan sona çok güzel bir albüm. madonna'nın her sene farklı kimliklere bürünmek gibi bir derdi olmasa, ray of light modunda kalmasını ve william orbit ile n adet albüm yapmasını rica ederdim herhalde kendisinden. (eminim beni dinlerdi.) şarkılara gelirsek, frozen'ı hep çok sevmiş, videosunu da pek beğenmişimdir. swim ve nothing really matters da oldukça başarılı parçalar. ama albümün asıl incisi bence to have and not to hold... altyapısı, melodisi, sözleri itibariyle anneanne el nakışı tadında bir kusursuzluğu var. gerçi sanırım bu hava albümün genelinde mevcut.

madonna'nın teşekkürüme ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. kadın zamana karşı koymayı başardı sanırsam, daha ne olsun? o zaman william orbit'e sunuyorum teşekkürlerimi. ayrıca, kendisine grammy'lerin mitozla çoğalmadığını hatırlatmak istiyorum, popüler müziğe tekrar bir el atsan da keyfimiz yerine gelse diyorum. dedim.

2 yorum:

merve dedi ki...

hehehee:))
yani biz ne yapsak onlar bizi banliyorlardı senle pek alakası yok
ama şey vardı ya yeni lise bir kız sürekli türkçe bir şeyler açsana diye eyüp abinin başının etini yerdi. sonra da onun yüzünden uzun süre power türk dinlemiştik. çok iyi hatırlıyorum süper ötesi enerjik cingılı başladığında 100. kez yine sabahın köründe, çok sakin bir şekilde anılcan kalkıp radyoyu kapatmıştı! evet tam bir kahraman oluvermişti gözümde içimden alkış tutmuştum kendisine :)
peh peh.

gizem dedi ki...

evet ya, öyle bişeyler hatırlıyorum ben de :) çok eğlenceli bi servistik yine de..

bi de, gangsta's paradise isimli şarkının tüm dünyaya hitap edebiliyo olması çok fantastik diil mi? bi tek ona laf etmiyolardı :)