24 Ekim 2008 Cuma

oasis - (what's the story) morning glory? [1995]

orta okul ve lise yıllarında edindiğim deneyimler sonucu geliştirdiğim muazzam komplike bir teorim var: boşta kalan robert kolej öğrencisi istemsiz olarak locker'ına gider. çoğu kez başıma gelmiştir bu, "ben şimdi niye geldim ki buraya?" diye düşünmüşümdür. o dolap niyeyse insana bir huzur verir, çok sevdiğin o okulda bir yerin olduğunu hatırlatır. (49 numara, kalbimdesin.) orta okul yılları boyunca dolap da sürekli değişti, içindeki resimler de... fakat sanırım, o dolabı açtığımda arka planda çalan şey hep oasis idi.

sözlerini baştan sona ezberlediğim ilk yabancı şarkılardan biri wonderwall. o zamanlar çok mutlu ederdi beni o şarkıyı dinlemek. zaten hatırladığım kadarıyla uzun bir süre albümün geri kalanıyla çok ilgilenmemiştim. bir yerlerden videosunun 10 saniyelik bi kısmını bulmuştum, sayesinde quicktime denen oluşumdan haberim olmuştu. şarkının sözleri hemen hemen her icq profiline girmişti. akabinde tüm listeye "update lütfen" içerikli mesajlar gönderilmişti. tey tey...

albümün en göz önünde olan şarkısı her ne kadar wonderwall olsa da, şahsi favorim her zaman don't look back in anger olmuştur. 'belirli bir ses seviyesinin altında dinlenmesi yasak olan şarkılar' diye bir liste yapılsa bu şarkının ilk ona rahat gireceğini düşünüyorum. özellikle geçtiğimiz birkaç sene içersinde bu şarkının büyük faydasını gördüm, hayal kırıklığı ve sinire çok iyi geldiği tarafımdan tescillendi. bir de, eklemek isterim ki, büyük britanya dahilinde bir konsere gidip bu şarkıyı bağıra çağıra söylemek uzun zamandır hayallerim arasında.

flashback alert: morning glory defterler çok modaydı bir ara, ulaş'taki pembe kaplı olanla hazırlıkta çok dalga geçerdik. liam ve noel gallagher kardeşler bir zamanlar müzik aleminin en önemli dedikodu kaynakları arasındaydı, takip etmesi pek eğlenceliydi. önemli bir nokta, oasis ile tanışmam gülin sayesinde oldu. o yüzden oasis renkler arasında yeşile tekabül eder mesela. ayrıca cast no shadow ve she's electric isimli şarkıları da çok severim. gitmesem de, görmesem de, sayelerinde manchester'ı da çok severim.

oasis'e eskimeyen (çok dinledim, bir şey olmuyor gerçekten) şarkıları ve bana farkında olmadan verdikleri her türlü psikolojik destek için teşekkürlerimi sunuyorum.

Hiç yorum yok: