ipod'um ile aramızda çok seviyeli bir simbiyotik ilişki var. çok seviyorum kendisini, onsuz yaşayamıyorum. süper müzikler dinliyorum sayesinde. (sennheiser'ıma da buradan selam ederim.) o da benim sayemde dünyayı geziyor, hem de deri kılıf içerisinde. über lüks bir hayat anlayacağınız. neyse, konuyu dağıtmayalım, özetle ipod benim için çok önemli bir cihaz. alırken arkasına ne yazdırayım diye günlerce düşünmüştüm, sonra da aşağıda ilk postta görünen sözlerde karar kılmıştım. deftones sevgimi dağlara, taşlara ve ipoduma yazdım. müthişim.
deftones 2006'da yedikulede konser vermek üzere gelmişti güzide ülkemize. ilk şarkı passenger idi. ilk birkaç dakika içerisinde bilincimi semi-yitirmiş olsam da (gülin şahittir saçmalamalarıma), hayatımda yaşadığım en güzel şeylerden biriydi o konser. aklımdan "ben oradaydım" fikri her geçtiğinde abuk bir gülümseme oluşuyo yüzümde.
weird fact #1: biri deftones dediğinde ayağa kalkıp sağ elimi kalbimin üzerine götürme isteği hissediyorum. weird fact#2: türkiye'de konser verdikleri için, her ne kadar kendisi bihaber olsa da, chino'ya börek açma sözüm var.
albüme gelirsek; knife party, passenger, digital bath, change, back to school gibi şarkıları içerdiği üzere fazla bir şey söylemeye gerek kalmıyor sanırsam. knife party'nin ortasında giren vokalleri yapabilecek bir sese sahip olmayı istemişimdir hep. sahneye çıkıp söyleyecek olsam koreografim hazır hatta. (her şarkıya kafamda bir sahne düzeni, ışık, atraksiyon vs planı hazırlamam da ayrı bir post konusu olsun hadi.) bir de, passenger'da chino'nun "cushion" deyişi ayrı bir fenomen.
o "içimde fırtınalar kopuyor, bağırmak çağırmak istiyorum, bakmayın böyle sakin durduğuma" hissini cool hale getirdiği için teşekkür ediyorum deftones'a. bir de tabi, olağanüstü müzik için.


1 yorum:
cushion'a ben de şahidim. platoda dinletmiştin bana.
deftones'un hep sakin bir yanı vardı. haklısın.
Yorum Gönder