have you ever been down?richard ashcroft'un insan bünyesinde reset etkisi var. öyle ya da böyle. bittersweet symphony'yi her dinlediğimde şarkının sonlarına doğru başlangıçtaki düşüncelerimi tamamen unutmuş oluyorum. sonra bütün gün içimden "i can't change, i can't change, i can't change" diye söyleniyorum, kafamda sadece o sample dönüyor. çok pozitif bir etki olduğu söylenemez belki, ama ben o adamı, yaptığı müziği ve özellikle bu albümü çok seviyorum.
the verve ile tanışmam da bittersweet symphony sayesinde olmuştu. videosunu televizyonda izlemiştim, çok sıradan gibi duruyordu, altü üstü yürüyen bir adam vardı ama ben hayran kalmıştım. kalabalık caddelerde yürürken bu şarkıyı açıp videoyu tekrarlamayı denemişliğim çok olmuştur. fakat işte, action-reaction, bünyeye zarar bir yürüyüş tarzı o. pek tavsiye etmiyorum dolayısıyla.
çok fazla yazan bir insan değilim ben normalde. mesela günlük tutmayı hiç becerememişimdir. yapılacak işleri bile bir yere not etmeye üşenirim genelde. lisede her sene başında calendar alır dönemin yarısına gelmeden doldurmaktan sıkılırdım. bütün bunlara rağmen aklımda her zaman son derece korumalı bir bölgede saklı duran bir liste var. liste "şu festivale gidilecek. o grup canlı izlenecek. bu adam yaşlanıyor bak, dünya gözüyle görmek lazım bir an önce." gibi şeyler içeriyor. insanın hayattaki amaçlarını müzik üzerinden belirlemesi de ilginç bir konu tabi. neyse işte, "the verve canlı dinlecek" maddesini, üzerinize afiyet, bu yaz rock werchter sayesinde silmiş bulunuyorum. (bu yaz o listede toplu bir temizlik oldu ama hepsini şimdi birden söylemek olmaz.) 1999'da dağılan grubun bu sene tekrar bir araya geleceğini öğrendiğimde kaybettiği favori oyuncağını (donatello'dan başkası olamaz pek tabi) bulan çocuk kadar sevinmiştim. konserde o sevinç eksponansiyel olarak büyüdü, drugs don't work'te birkaç gözyaşı dökme seviyesine getirdi, kapanışta bittersweet symphony'yi bağıra çağıra söylerken neredeyse nirvanaya erdirdi.
sonnet 'sabah kalkınca beynin içinde çalan şakılar' kümesinin daimi elemanı. the rolling people da öyle. bu albümdeki şarkıların çoğu öyle aslında. sanırım bunun en büyük sebebi albümü sık sık sabahları okula giderken serviste dinlemem ve aralarda uyuyakalmam. içime işlemiş yani. bittersweet symphony'deki o meşhur sample için the verve'in rolling stones'a epey bir bedel ödemiş olması beni çok sinir ediyor. ama şarkılar çok huzur veriyor.
the verve'in yeni albümünü o kadar yavaş dinliyorum ki, anlatamam. 1 şarkı/hafta gibi bir hıza sahibim şu an. alışmamışım yeni materyale sahip olmaya. bana 'tüketmekten' bu kadar korkacak güzellikte müzik yaptıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. albüm kapağındaki beyaz şapkaya 10 üzerinden 3 veriyor, herkesi yolda omuz atarak ilerleyenleri hoş görmeye davet ediyorum.
bonus: rock werchter'den bir fotoğrafı aşağıda bulabilirsiniz.







