
led zeppelin, bence bir enerji türü. ses dalgaları eşliğinde taşınma, diğer enerji türlerine dönüşme ve reaksiyonlara sebebiyet verme gibi özellikleri var. mesela insanda serotonin salgılanmasını sağlayabiliyor; hop hop hoplama, zıp zıp zıplama isteği uyandırabiliyor. kişi-kulak-pas üçgeninde şahane bir katalizör olabiliyor. her an, her yerde karşınıza çıkabiliyor, asla yok olmuyor. ayrıca, şu deneyimime bağlı olarak söyleyebilirim ki, ismi yo ile başlayıp da ile bitmeyen biz zavallı varlıkları hakkında bir şeyler yazmaya çalışırken (ah, bir de albümü seçerken) oldukça zorlayabiliyor.
led zeppelin ile tanışmamın hikayesi çok gurur duyulacak cinsten değil aslında. godzilla filminin soundtrack'inde -ki 98'de bu albüm pek popülerdi- "come with me" isimli bir şarkı vardı, hoşuma gitmişti. biraz google, biraz p2p derken kashmir'e ulaşmayı başarmıştım. (ilk basamak olarak puff daddy'yi kullanma konusunda kendimi hep 'led zeppelin'e giden bütün yollar mübahtır' diyerek avutmuşumdur.) sonrasında olaylar hızla gelişti, zira dosya adı içinde led zeppelin geçen her mp3'ü bulma, yükleme ve dinlemeyi kendime görev edinmiştim. albüm albüm ayrılmış, düzgün bir arşive sahip olmam çok daha sonraları gerçekleşti, dolayısıyla yukarıdaki physical graffiti seçimi 'kashmir'i içermesi' gibi nostaljik sebeplere dayanıyor.
hemen söyleyip aradan çıkarmak isteği içindeyim: bence kashmir şu dünya üzerinde yazılmış en muhteşem şarkılardan biri. yaşayan herkesin evrene belirli bir miktarda katkıda bulunma gibi bir yükümlülüğü olsa, yapılanların hesabını da ben tutuyor olsam, led zeppelin'i oluşturan yüce insanları kashmir sonrası diğer her türlü işten muaf tutardım. geçmişe dönük bonus olarak stairway to heaven var mesela, ki onsuz bir dünya düşünemiyorum, onca cover meraklısı genç grup ne yapardı sonra? nobody's fault but mine ve whole lotta love'ı o kadar çok seviyorum ki, muhtelif konserlerde şarkı aralarına katılmış birkaç riffini duymak bile beni acayip mutlu edebiliyor. black dog, dazed and confused, ramble on, hepsi şahane şeyler...
led zeppelin'le ilgili anlatacak anekdot çok aslında. mesela freaks and geeks'in bir bölümünde nick john bonham öldüğü için depresyona giriyordu, çok hoş bir ayrıntıydı bence. yine aynı dizide daniel bir ara boş sınav kağıdına 'zeppelin rocks!' yazıp bunu müdürümsü bir insana teslim etmişti. gerçek dünyaya dönersek; 2007'deki londra reunion konseri sırasında hayatımdaki diğer her şeye ara verip canlı yayın yapan internet sitesi aramıştım, düzgün bir kaynak bulamayınca alakalı bloglarda bir setlist uğruna f5 delisi olmuştum. bir mtv ödül töreninde jimmy page sahneye fred durst isimli şahsı çıkarıp thank you söyletince televizyona karşı aduket çekesim gelmişti. televizyon bizim bile değildi.
enerjiyi yazıya dökme gibi tehlikeli bir amaca sahip bu postu daha fazla dallanıp budaklanmadan burada noktalıyor, bonzo için 1 dakikalık saygı duruşunun hemen ardından grubun tüm üyelerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. zeppelin'siz gününüz geçmesin.

3 yorum:
blogunu çok sevdiğimi bir daha buraya yazmak istiyorum.
ha bir de profil resmini çok sevdim. :)
danke!!
berker çekmişti o fotoyu, wonderland'de sts çalışırkendi galiba.. :)
Yorum Gönder