<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769</id><updated>2011-09-29T17:00:57.663+03:00</updated><title type='text'>land of the living</title><subtitle type='html'>Run you pigeons, it's Robert Frost!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>19</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-5625199219696508346</id><published>2011-09-24T16:33:00.000+03:00</published><updated>2011-09-26T14:41:30.124+03:00</updated><title type='text'>moloko - statues [2002]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-EhApSTnVoCI/Tn2yuzrlszI/AAAAAAAAAhw/9g2xqBTOgEU/s1600/moloko.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/-EhApSTnVoCI/Tn2yuzrlszI/AAAAAAAAAhw/9g2xqBTOgEU/s320/moloko.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5655873224263971634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;istanbul'a 2,400 km uzaklıktayım.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/-EhApSTnVoCI/Tn2yuzrlszI/AAAAAAAAAhw/9g2xqBTOgEU/s1600/moloko.jpg"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: rgb(0, 0, 0); -webkit-text-decorations-in-effect: none; "&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;kulaklıklarımı takıyorum, statues başlıyor. 15. saniye itibariyle etrafımdaki karmaşadan soyutlandığımi hissediyorum. kafamda uçuşan, çarpışan düşüncelerin söz dinleyip sırayla yere konmalarını izliyorum. adımlarım, hatta neredeyse kalp atışlarım müziğe bağlı hale geliyor. garip bir şekilde, sanki dünya dönüyor ama ben duruyorum. o an yer gök birbirine girse bana bir şey olmaz gibi geliyor. çünkü bu müzik mantıklı. bu müzik güzel. bu müzik ev.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;mtv bir zamanlar 'sing it back' videosunu çok sık yayınlardı. ritmin çekiciliği ve roisin murphy’nin “ben yaptım oldu” edasıyla taşıdığı ‘aynalı’ kıyafetin saçmalığı videoyu es geçmeyi imkansız hale getiriyordu. benim moloko ile tanışmam sanırsam bu video sayesinde gerçekleşti. sonrası çabuk geldi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;‘familiar feelings’in ve dolayısıyla albümün ilk sözlerinin “nothing can come close” olması hep çok hoşuma gitmiştir. ayrıca sakin başlayıp sonradan dolan şarkıları hep sevmişimdir zaten. mesela kashmir. mesela since we’ve been wrong. hani bir an gelir, şarkının vardığı nokta garip bir heyecan yaratır, oturduğun yerden kalkma isteği uyandırır. gerçi ayaklandırma hissi bu albümün genelinde mevcut – ‘forever more’ çaldığında tamamen sabit durmanın gerçekten fizyolojik olarak mümkün olmadığı kanısındayım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hayatımda bu kadar nota nota, saniye saniye ezbere bildiğim başka bir albüm yok galiba. her an kafamda oynat tuşuna basıp şarkıları bir bir dinleyebiliyorum yerine göre. bazı şarkılar sadece audio değil, video da var hem. mesela ‘forever more’, ki kendisi kanımca dünyadaki en güzel şeylerden ve hatta ıssız adaya alacağım üç şarkıdan biri. videosunun da şarkı kadar şahane olduğunu söylemeliyim, her ne kadar parçanın kırpılmış olmasından ötürü tepkili olsam da... &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;velhasıl, ‘forever more’ canlı performans düzenimiz şöyle olacak:&lt;/div&gt;                                                                                &lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;3-4 metre uzunluğunda, 2 metre genişliğinde yürüyen bantlar bulunacak. fabrika stili, bir nevi montaj hattı. sağlı sollu. üzerinde yürüyen takım elbiseli, döpiyesli insanlar. yer yer dans da edecekler. ortaya kocaman bir siyah disko topu asılacak. hemen altında solist. onun iki yanına 5:38 civarı üçerden altı çift gelecek, çeşitli salon dansları icra etmek üzere. arkada ise ortada bir büyük ve yanlarda iki küçük olmak üzere üç ekran bulunacak. orta ekranda videodaki tünel var, kamera ilerliyor yavaş yavaş. yandaki ekranlarda yoğun şehir hayatı;, arabalar, insanlar falan, gece çekimi, fast forward’da. en önde de müzikal usulü orkestra, tercihen her şey (ama üflemeliler illaki) canlı çalınacak. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;mevzu bahis albüm çıkalı neredeyse on sene olmuş. bu şarkıyı istisnasız her dinleyişimde gözlerimi kapattığımda bunu izliyorum ben. moloko benim için biraz da bu aslında, nöron partisi, hayalgücü pratiği, tutarlılık.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;roisin murphy’nin de dahil olduğu festivallerde iki kez bulunup kendisini bir türlü canlı izleyememiş bir insan olarak değişik bir rekora koştuğum kanısındayım. yeri gelmişken, “radiohead mi yoksa roisin mi?” şeklinde, bir nevi “anneni mi daha çok seviyorsun babanı mı?” sorularıyla beni sinir harbine sokan festival düzenleyicilerini buradan kınıyorum. konuyu çok da dağıtmadan; moloko’ya beyin disk defragleri ve saatlik ev ziyaretleri için teşekkürlerimi sunuyorum, "roisin murphy olmasaydı lady gaga neye benzerdi" isimli yeni tez konusu üzerinde çalışmak isteyen akademisyenleri benimle iletişime geçmeye çağırıyorum. &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-5625199219696508346?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/5625199219696508346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=5625199219696508346' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/5625199219696508346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/5625199219696508346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2010/11/moloko-statues-2002.html' title='moloko - statues [2002]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-EhApSTnVoCI/Tn2yuzrlszI/AAAAAAAAAhw/9g2xqBTOgEU/s72-c/moloko.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-7780017620240518888</id><published>2010-02-28T18:29:00.006+02:00</published><updated>2010-02-28T20:50:19.732+02:00</updated><title type='text'>incubus - a crow left of the murder [2004]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/S4q6eEvPebI/AAAAAAAAAUY/aZ-5FkKFZPU/s1600-h/incubus.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: left; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px; " src="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/S4q6eEvPebI/AAAAAAAAAUY/aZ-5FkKFZPU/s320/incubus.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5443368125461395890" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;müzisyenlerin başına gelebilecek en kötü şeylerden biri sanırım fazla popüler olmak. gün geliyor birkaç "hit" şarkı seçiliyor, her yerde gereğinden fazla çalınıyor, oluşan bıkkınlık sonucu insanlar albümün geri kalanına el sürmek istemiyor. bununla beraber, murphy kurallarına uygun bir biçimde, asıl güzel şarkılar genelde o dinlenmeyen kısımda oluyor. buzdağı sorunsalı şeklinde niteleyebileceğim bu durumun en şahane örneklerinden biri olan incubus benim için uzun bir süre "drive", "pardon me", "nice to know you" gibi şarkılardan ibaret bir gruptu. ne zaman ve nasıl titanik oldum da çarptım ve su seviyesinin altını gördüm hatırlamıyorum, ama o gün bu gündür daha mutlu bir insanım.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2007 yılının mart ayında istanbul'a gelmişti incubus. ben o günün sabahını hiç bitmeyecek gibi gelen staj mülakatlarıyla geçirmiş, oradan koşarak okula dönüp birkaç derse girmiş, çıkışta o iki dirhem bir çekirdek halimle beşiktaş arena'nın yolunu tutmuşum. sahne önünde deftones konser tayfasını görünce -üstümdeki gömleğe ve elimde taşıdığım topuklu ayakkabılara rağmen- kendimi evimde gibi hissetmiştim. bağıra çağıra söylediğim şarkılardan mıdır, brandon boyd'un sahnedeki salınımından mı bilinmez ama o konser sırasında üstümdeki tüm sıkıntıların bir şekilde buharlaştığını hatırlıyorum. incubus'un üstümdeki etkisini de bu konser üzerinden anlatmak mümkün olabilir belki de - eski bir arkadaşı tekrar görmüş olmanın verdiği mutluluk, insanın ancak evine ulaştığında hissettiği hafiflik ve dertleri geride bırakmanın yarattığı huzur.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;mevzu bahis albümü baştan sona ilk dinleyişim sanırım bu konserin birkaç ay öncesine tekabül ediyor. enteresandır, okulda finallere çalışmaya en erken sondan 2. gün başlayan bir insan olarak ben konserler söz konusu olduğunda 2 ay önceden kendimi o grubun müziğine adamakta hiçbir sakınca görmüyorum. başta saydığım o birkaç hit şarkının son derece güzel olduğu su götürmez bir gerçek. arada bir 'pardon me while i burst into flames' diye bağırmanın insan bünyesi üzerinde pozitif etkileri olduğu da öyle. fakat işte tam bu çalışmalarım sıralarda fark ettim ne kadar çok sayıda şahane şarkıyı es geçmiş olduğumu. "sick sad little world" kısa süre içerisinde favorim haline geldi. "southern girl" canlı olarak en çok dinlemek istediğim (yerel seviyede de) şarkılardan biri oldu. "paper shoes" ile muhtelif ağırlıklardan kurtulup uçar kaçar oldum, "11 am" ile hüznün dibini gördüm. sinüs eğrisi olarak ilerleyen bir şeyse eğer hayat, fark ettim ki, incubus her t anındaki ruh hali için bir 'çözüm' bulmuş. işte o an onları daha bir sevdim, saydım ve ipodumun baş köşesine yerleştirdim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;telkin ile baharı getirmeye çalıştığım şu günlerde yavaş yavaş incubus mevsiminin de geldiğini hissediyorum. herkese birkaç doz incubus dinleyerek ruhsal boyutta bahar temizliği yapmayı tavsiye ediyor, 90ları yad etmek adına "drive"ı açıp yüksek sesle eşlik edilmesini teşvik ediyorum. bir de, unutmadan, brandon boyd'a tshirt giymeyi yasaklıyor ve incubus'a verdikleri tüm terapi hizmetlerinden ücret talep etmedikleri için teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-7780017620240518888?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/7780017620240518888/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=7780017620240518888' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7780017620240518888'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7780017620240518888'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2010/02/incubus-crow-left-of-murder-2004.html' title='incubus - a crow left of the murder [2004]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/S4q6eEvPebI/AAAAAAAAAUY/aZ-5FkKFZPU/s72-c/incubus.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-7771117725427574183</id><published>2009-07-22T23:34:00.000+03:00</published><updated>2009-07-23T00:05:32.247+03:00</updated><title type='text'>jeff buckley - grace [1994]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/Smd4wwUZMBI/AAAAAAAAAQQ/R66k6F4jMII/s1600-h/folder.jpg"&gt;&lt;img style="text-align: justify;float: left; margin-top: 0px; margin-right: 10px; margin-bottom: 10px; margin-left: 0px; cursor: pointer; width: 200px; height: 200px; " src="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/Smd4wwUZMBI/AAAAAAAAAQQ/R66k6F4jMII/s200/folder.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5361386660407357458" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hani masada oturuyorsunuzdur, yemek bitmiştir, yanınızda sevdiğiniz insanlar vardır. biri eski günleri yad eder, aklınız o ana döner, içiniz gider, kadehte kalan son birkaç damlaya bakarsınız, kimsenin bir şey söylemediği -ama hiç de rahatsız edici olmayan- bir sessizlik kaplar odayı. kısık sesle "aaah, ah" dersiniz. işte o duygu, benim için, jeff buckley...&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;grace ile tanışmam şans, kader ve kısmet üçlüsünün bir araya gelmesi ile gerçekleşti sanırsam. audioslave fırtınasının en şiddetli olduğu dönemde takip ettiğimiz audioslaved.com adresli bir forum vardı, oradaki en canavar kullanıcılardan birinin imzası sürekli jeff buckley resimleri ve sözleri içeriyordu. "bir bildiği vardır herhalde" diyerek giriştiğim araştırma sonucunda karşılaşmıştım bu albümle. genelde tüm işlerini müzik dinleyerek ve hatta şarkılara eşlik ederek yapan bir insan olarak ilk defa bir albümde metabolizmamın yavaşladığını, beynimin yetersiz kaldığını hissetmiştim. grace, bir yerde, dinlerken hakkında tek kelime yazamadığım yegane albüm olarak burada kendine ayrı bir yer edinmiş oldu.&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;orta okul ve lise yılları boyunca okul dahilinde pek çok müziksel aktivite izleme fırsatı bulduk. itina ile organize edilen lise live'lar ve orkestra konserleri için burada robert'e teşekkürlerimi sunmak istiyorum. aklımda yer eden performansların en başında, trajikomik bir şekilde, herkesin istemsiz bir şekilde hoplayıp, zıplayıp, bağırdığı 'sevdalıyım' fenomeni geliyor. ikinci sıraya 2-3 kez "olmadı, baştan alıyoruz" dedirten epik 'home' (dream theater) yorumunu koyabilirim. üçüncü sırada ise, lise live'lardan birinde bir hazırlık öğrencisinin söylediği ve benim şaşkınlık içinde izlediğim 'so real' bulunmakta. albümdeki favorilerimden birini o tiyatroda dinlemek beni gerçekten pek mesut etmişti. mevzu bahis vokalistimize buradan -her nerede yaşıyor ve yaşatılıyor ise (?)- takdirlerimi sunuyorum.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;jeff buckley ile aramızda kozmik bir bağlantı olduğunu düşünüyorum. söylediği şarkıların anadilimde olmamasına rağmen bu kadar içime işlemesi başka türlü mümkün olamazdı herhalde. 'last goodbye' insanda bağıra çağıra eşlik etme isteği uyandırıyor, 'lilac wine' adeta bir 'her şeyi yak' etkisi yaratıyor. 'so real' bünyenin bazal metabolizmaya geçişini tetikliyor. 'hallelujah' yorumu diğer tüm coverları anlamsız hale getiriyor. son şarkı olan 'dream brother' ise, pek tabii, dinleyiciye "bu müzikçaların repeat tuşu neredeydi?" dedirtiyor.&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;şarkıların, grupların yavaş yavaş birbirine benzemeye başladığı bu günlerde jeff buckley aklımda benzeri ve muadili olmayan bir müzisyen olarak varlığını her zaman sürdürecek, bundan eminim. tek albümle ruhumda yarattığı ufak çaplı deprem için kendisini hiç ama hiç suçlamıyorum. oralara gider mi bilmiyorum ama; eyy jeff buckley, sevgiler, saygılar, teşekkürler.&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;everybody here wants you.&lt;/div&gt;&lt;span&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;span&gt;&lt;span&gt;ps. &lt;a href="http://fizy.com/s/17v752"&gt;rocco deluca and the burden&lt;/a&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-7771117725427574183?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/7771117725427574183/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=7771117725427574183' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7771117725427574183'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7771117725427574183'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2009/07/jeff-buckley-grace-1994.html' title='jeff buckley - grace [1994]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/Smd4wwUZMBI/AAAAAAAAAQQ/R66k6F4jMII/s72-c/folder.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-364865089028526199</id><published>2009-03-03T10:20:00.000+02:00</published><updated>2009-03-03T00:33:11.512+02:00</updated><title type='text'>pink floyd - the wall [1979]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SaxRzGiWguI/AAAAAAAAAMs/HDIB_XWhIS4/s1600-h/TheWallOriginal.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 200px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SaxRzGiWguI/AAAAAAAAAMs/HDIB_XWhIS4/s200/TheWallOriginal.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5308707999132844770" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;pink floyd: &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;1  müziksel alemlerde "voltran! voltran! voltran!" diye bağırınca ortaya çıkan oluşum. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;2  bilinçaltı için müzik.&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;üniversite hayatım boyunca en ulvi amaçlarımdan biri mühendisliğe teğet geçen, ilginç seçmeli dersler bulmak oldu. her dönem kayıt vakti geldiğinde, üşenmedim, ders listelerini hatim ettim, consent için hocalara mailler döşendim ve atılan muhtelif taklalar neticesinde theory of musical sound, neuroscience ve psychoacoustics gibi dersler almayı başardım. fakat ne yazık ki tüm bu çalışmalar yukarıdaki son derece subjektif listedeki 2 numaralı gözlemin sebeplerini açıklamak için yeterli olmadı. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;son birkaç yıl içerisinde fark ettiğim şöyle bir durum var: müzik dinlerken aklımdan geçen düşünceler genellikle şarkının çağrıştırdığı şeylerden ziyade içeriğiyle alakalı oluyor. melodi, ritim, enstrümanlar ve sözler beynimde ayrı işlemlere tabi tutuluyor. hatta sanırsam birçok şarkının saniyesi saniyesine hafızamda kayıtlı olması ve canlı versiyonlara çoğunlukla katlanamamam bu sadık ve ezberci tavrımdan kaynaklanıyor.  fakat söz konusu pink floyd olduğunda nedense bunların hiçbiri gerçekleşmiyor. sanki yaptıkları albümler big bang'den beri varmış, böyle kabul edilmiş, aslında hepsi birer quarkmış, daha fazla parçalanmazmış, her birinin asıl muhatabı bilinçaltımmış gibi düşüncelere kapılıyorum. aslında onları dinlerken 'düşünme' aktivitesini çok da fazla gerçekleştiremiyorum. bu yazıyı yazmanın bana ne kadar zor geldiğini bu şekilde açıklayabilmeyi umuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;the wall, tam anlamıyla 'her yerde' olan bir albüm olduğu için kendisi ile tanışmamızın nasıl gerçekleştiğini hatırlayamıyorum maalesef. tek bildiğim, baştan sona dinlediğim ilk pink floyd albümünün bu olduğu ve sonrasında diğer albümlerle beğenimin logaritmik arttığı. geçmişe dair buna benzer belirsizlikleri önlemek adına, dünyadaki tüm insanların beyinlerine 'another brick in the wall' (ve hatta belki 'losing my religion') counterları konsa, sonuçlar kan sayımlarında falan ortaya çıksa çok eğlenceli olurdu diye düşünmüşümdür hep. konuyu çok da dağıtmadan belirtmek isterim ki, mevzu bahis counterdaki ilk +1'in mimarı, yanlış hatırlamıyorsam, babamdı.  ona ve orta okul sıralarında elinde the wall dvd'si ile gezen ve bana bu albümü dinlemem gerektiğini hatırlatan aykut'a buradan teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;birkaç ufak ayrıntı: bazı şarkılarda, bazı sözler vardır hani, duyduğunuz zaman içinizi mutluluk-huzur arası bir his kaplar. garip bir şekilde, uzun zamandır benim bu listemde bir numara "tell me, is something eluding you, sunshine?" cümlesine ait. cümlelerden söz açılmışken, sanitarium isimli şahane oyunun bir bölümünde son derece garip bir anne ve "mother is good, mother is the way" lafını tekrar eden zombi çocuklar vardı. 'mother' şarkısının videosu benim nezdimde hep o sanitarium bölümü olmuştur. bir de, rc orkestra konserlerinin birinde 'another brick in the wall' çalınmıştı, çocuk korosunun başında da sevgili mrs. halıcıoğlu'nun kızı vardı. kendisi de gösterinin bir parçası olsa, o performanstan da eminim güzel bir video çıkardı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;dvd'si elime geçtiğinden beri evime gelen misafirlere pulse'ı izletmeyi görev edinmiş bulunmaktayım. tüm konseri gösterecek zaman olmasa bile herkese en azından bir doz comfortably numb vererek dünyadaki iyilik kotamı doldurabilirmişim gibi geliyor. mutluluk kotamı doldurmak için yapmak istediklerim arasında hayattaki tüm pink floyd üyelerinin önünde eğilerek kutsanmak ve reenkarnasyonla david gilmour'un gitar teli olmak var.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;'amaçsızca içini dökme' kotamı doldurma yönünde ufak bir adım olan bu yazıyı bitirirken, artık aramızda olmayan tüm pink floyd üyelerine saygılarımı sunuyorum. müzik tanrıları kalanları başımızdan ve bu şahane müziği bilinçaltımızdan eksik etmesin. amin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-364865089028526199?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/364865089028526199/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=364865089028526199' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/364865089028526199'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/364865089028526199'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2009/02/pink-floyd-wall-1979.html' title='pink floyd - the wall [1979]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SaxRzGiWguI/AAAAAAAAAMs/HDIB_XWhIS4/s72-c/TheWallOriginal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-6008203739639857930</id><published>2009-02-07T22:19:00.000+02:00</published><updated>2009-02-08T00:20:16.967+02:00</updated><title type='text'>led zeppelin - physical graffiti [1975]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY4HMpVU3OI/AAAAAAAAAK0/AStrOYk4nh0/s1600-h/Led_Zeppelin_Physical_Graffiti.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 200px; height: 199px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY4HMpVU3OI/AAAAAAAAAK0/AStrOYk4nh0/s200/Led_Zeppelin_Physical_Graffiti.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5300181725296778466" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;led zeppelin, bence bir enerji türü. ses dalgaları eşliğinde taşınma, diğer enerji türlerine dönüşme ve reaksiyonlara sebebiyet verme gibi özellikleri var. mesela insanda serotonin salgılanmasını sağlayabiliyor; hop hop hoplama, zıp zıp zıplama isteği uyandırabiliyor. kişi-kulak-pas üçgeninde şahane bir katalizör olabiliyor. her an, her yerde karşınıza çıkabiliyor, asla yok olmuyor. ayrıca, şu deneyimime bağlı olarak söyleyebilirim ki, ismi yo ile başlayıp da ile bitmeyen biz zavallı varlıkları hakkında bir şeyler yazmaya çalışırken (ah, bir de albümü seçerken) oldukça zorlayabiliyor.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;led zeppelin ile tanışmamın hikayesi çok gurur duyulacak cinsten değil aslında. godzilla filminin soundtrack'inde -ki 98'de bu albüm pek popülerdi- "come with me" isimli bir şarkı vardı, hoşuma gitmişti. biraz google, biraz p2p derken kashmir'e ulaşmayı başarmıştım. (ilk basamak olarak puff daddy'yi kullanma konusunda kendimi hep 'led zeppelin'e giden bütün yollar mübahtır' diyerek avutmuşumdur.) sonrasında olaylar hızla gelişti, zira dosya adı içinde led zeppelin geçen her mp3'ü bulma, yükleme ve dinlemeyi kendime görev edinmiştim. albüm albüm ayrılmış, düzgün bir arşive sahip olmam çok daha sonraları gerçekleşti, dolayısıyla yukarıdaki physical graffiti seçimi 'kashmir'i içermesi' gibi nostaljik sebeplere dayanıyor.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;hemen söyleyip aradan çıkarmak isteği içindeyim: bence kashmir şu dünya üzerinde yazılmış en muhteşem şarkılardan biri. yaşayan herkesin evrene belirli bir miktarda katkıda bulunma gibi bir yükümlülüğü olsa, yapılanların hesabını da ben tutuyor olsam, led zeppelin'i oluşturan yüce insanları kashmir sonrası diğer her türlü işten muaf tutardım. geçmişe dönük bonus olarak stairway to heaven var mesela, ki onsuz bir dünya düşünemiyorum, onca cover meraklısı genç grup ne yapardı sonra? nobody's fault but mine ve whole lotta love'ı o kadar çok seviyorum ki, muhtelif konserlerde şarkı aralarına katılmış birkaç riffini duymak bile beni acayip mutlu edebiliyor. black dog, dazed and confused, ramble on, hepsi şahane şeyler...&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;led zeppelin'le ilgili anlatacak anekdot çok aslında. mesela freaks and geeks'in bir bölümünde nick john bonham öldüğü için depresyona giriyordu, çok hoş bir ayrıntıydı bence. yine aynı dizide daniel bir ara boş sınav kağıdına 'zeppelin rocks!' yazıp bunu müdürümsü bir insana teslim etmişti. gerçek dünyaya dönersek; 2007'deki londra reunion konseri sırasında hayatımdaki diğer her şeye ara verip canlı yayın yapan internet sitesi aramıştım, düzgün bir kaynak bulamayınca alakalı bloglarda bir setlist uğruna f5 delisi olmuştum. bir mtv ödül töreninde jimmy page sahneye fred durst isimli şahsı çıkarıp thank you söyletince televizyona karşı aduket çekesim gelmişti. televizyon bizim bile değildi.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;enerjiyi yazıya dökme gibi tehlikeli bir amaca sahip bu postu daha fazla dallanıp budaklanmadan burada noktalıyor, bonzo için 1 dakikalık saygı duruşunun hemen ardından grubun tüm üyelerine sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum. zeppelin'siz gününüz geçmesin.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-6008203739639857930?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/6008203739639857930/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=6008203739639857930' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/6008203739639857930'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/6008203739639857930'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2009/02/led-zeppelin-physical-graffiti-1975.html' title='led zeppelin - physical graffiti [1975]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY4HMpVU3OI/AAAAAAAAAK0/AStrOYk4nh0/s72-c/Led_Zeppelin_Physical_Graffiti.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-2752346754318061035</id><published>2009-01-18T22:22:00.001+02:00</published><updated>2009-01-18T23:48:43.310+02:00</updated><title type='text'>deep purple - perfect strangers [1984]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SXOdsg53fYI/AAAAAAAAAJU/1rq-pGlaUNM/s1600-h/deeppurple.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5292747375162916226" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SXOdsg53fYI/AAAAAAAAAJU/1rq-pGlaUNM/s200/deeppurple.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;deep purple ile tanışmak için gerekli malzemelerimiz: boş zaman, şahane arkadaşlar, birkaç bardak kahve, abartılı miktarlarda çikolata ve internete bağlı bir bilgisayar. bu kombinasyonu oluşturabildiğimiz zamanlar gerçekten çok güzeldi. muhabbet güneş doğana kadar devam etse de geyikte zirve genelde saat 3 civarlarında gerçekleşiyordu. psikanaliz ve mtv geyiklerinden kalan vakitlerde (nasıl bir ikiliyse bu) güzel müzikler keşfettiğimiz de oluyordu. yine böyle aşırı dozda çikolata tüketilen bir akşamda çarut bize "perfect strangers"ı yollamış, hatta "alın bunu, tapının" gibi bir şeyler demişti. biz her ne kadar bu tavsiyeyi unutup geceye "united states of whatever" tarzı güzide eserlerle devam etmiş olsak da, şarkı bir sonraki bilgisayar temizliğinde karşıma çıkmış ve beni pek mesut etmişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;müzikle alakalı konularda beni en çok zorlayan şeylerden biri gerçek üstü güzellikte onlarca albümün ben doğmadan çok önce yapılmış olması. hem yenileri takip etmeye hem de eskileri özümsemeye çalışınca insan ister istemez "so much music, so little time" gibi sonuçlara varıyor. "perfect strangers"ı ilk duyduğumda da buna benzer düşüncelere kapılmıştım. birkaç hafta süren dinleme seanslarından sonra deep purple, odama teşrif edip "düzgün bir şeyler çalsana" diyen misafirlere hazırlanacak playlistlerin demirbaşı haline gelmişti. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;muhtelif kutsal bilgi kaynaklarında gördüğüm ve yürekten inandığım şöyle bir teori var: içinde 'ian' isimli üye bulunduran gruplardan kötü müzik çıkmaz. elimde çok fazla örnek olmamasına rağmen, bir adam tüm dünyaya yeter diyerek teoriye şu eklemeyi de yapmak istiyorum: grup bir adet de "ritchie" içeriyorsa tadından yenmez. "perfect strangers", o tadı (maalesef) içermemesine rağmen, her zaman için benim en çok sevdiğim deep purple albümlerinden biri olmuştur. albümle aynı adı taşıyan şarkının da yerinin ayrı olduğunu belirtmem gerekiyor. zira dinlerken heroes'taki boyutlar arası kapılardan birine girmiş gibi oluyorum, şarkı bittiğinde -genelde yoldayken dinlediğim için- "aaa, buraya ne zaman geldik?" deme ihtiyacı hissediyorum. &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;çikolata, perfect strangers ve heroes of might and magic arasındaki süper bağlantıyı dile getirdikten sonra bu yazımı deep purple'a teşekkürlerimi sunarak noktalamak istiyorum. bir de, unutmadan, 'gülen bebek, hoplayan köpek' konulu abuk subuk videoları deep purple canlı konser kaydı olarak isimlendirip paylaşıma sunan, akabinde de zavallı 56k kullanıcılarını deli eden insanları buradan kınıyorum. son olarak da ışınlanma üzerine çalışan isviçreli bilim adamlarının deep purple'a bir kulak vermesini öneriyorum. &lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;ps. yazıya bu kadar kolay ve başarılı bir şekilde dökülebilen başka bir şarkı bilmiyorum ben: &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;dat dat daaaaaa &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;dat dat dadaaaaaa &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;dat dat daaaaaa &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;dat daaaaa &lt;/div&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;div style="TEXT-ALIGN: justify"&gt;(beavis-butthead ikilisine teşekkürler.)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-2752346754318061035?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/2752346754318061035/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=2752346754318061035' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/2752346754318061035'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/2752346754318061035'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2009/01/deep-purple-perfect-strangers-1984.html' title='deep purple - perfect strangers [1984]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SXOdsg53fYI/AAAAAAAAAJU/1rq-pGlaUNM/s72-c/deeppurple.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-7384808467740556797</id><published>2008-12-20T23:47:00.000+02:00</published><updated>2008-12-22T00:42:40.503+02:00</updated><title type='text'>soundgarden - superunknown [1994]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SU64ZryZnUI/AAAAAAAAAIM/sEVJqiWKflc/s1600-h/540215.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;width: 199px; height: 200px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SU64ZryZnUI/AAAAAAAAAIM/sEVJqiWKflc/s200/540215.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5282362164342529346" /&gt;&lt;/a&gt;artık differentiable olmadığımı söylemiştim, değil mi?&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;audioslave ile tanıştıktan sonra yavaş yavaş kaçırdığım grupların farkına varmaya başladım. bu grupların ilki, doğal olarak, soundgarden oldu. ve ben soundgarden'ı çok sevdim. &lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;öyle böyle değil.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;soundgarden'ı benim için önemli kılan bir sürü unsur var. en başta, benzer frekans spektrumlarına sahip olduğumuzu düşünüyorum. normal bir gün içinde beynimde oluşan elektriksel zımbırtıları toplasak, çarpsak, bölsek, zamana göre grafiğini çizsek bir "loud love" elde edeceğimize neredeyse eminim. bir de, diğer chris cornell çalışmalarına kıyasla soundgarden çok farklı bir tada sahip. şarkıların çoğunda insanı farklı ruh hallerinden çıkarıp kendi moduna sokma gibi bir özellik var sanki. müziğin çin'i soundgarden'dır diyorum, dedim.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;superunknown'u ilk dinleyişim lise yıllarına tekabül ediyor. çoğunlukla duygu'yla matematik derslerinde bir taraftan türev alırken diğer taraftan tek kulaklıktan albümü dinlerdik. (komik bir ayrıntı, bunu en ön sırada yapıyor oluşumuzdu. buna izin veren, mr. welch'in detention vermeye çalıştığı tek öğretmen olarak literatüre geçen mr. preacher'a buradan teşekkürlerimi sunuyorum.) sanırım o dersler bende garip bir şartlanmaya sebebiyet verdi, ileri matematik kullandırmayı gerektiren derslerin sınavlarına soundgarden olmadan çalışamadım hiçbir zaman. bu da böyle bir anımızdı.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;müzik videoları denince aklıma gelen, hafızamda kalıcı yer etmiş birkaç sahne var. yarı-travmatik prodigy'leri bir tarafa bırakırsak bu görüntülerin en başında "black hole sun"daki 'mangaldaki barbie' temalı çalışma geliyor. videonun tamamı bir fenomen, biliyorum, ama o sahnenin bendeki etkisi her zaman bambaşka olmuştur. eklemek isterim ki, rock'n coke'ta gördüğüm kadarıyla bu şarkı milletimizin genç insanları arasında eşlik etme seviyesi açısından "kimler geldi, hayatımdan kimler geçti" kıvamına gelmiş, ki bu hoş bir durum sanırsam. bir de, unutmadan, kalbimde ayrı bir yeri olan bir diğer video da "fell on black days"e ait olan. çok siyah-beyaz, çok gölgeli, çok basit, çok güzel.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;soundgarden'ı neanderthal rock ve homosapien rock olarak ikiye ayırırsak, ikinci kategorinin yıldızı benim nezdimde "4th of july" olmuştur hep. alakalı olarak, bu yazın en büyük hayal kırıklıklarından biri chris cornell'in rock werchter'de gerçekleşecek performansını iptal etmesi oldu. sahneye 3 temmuz'da çıkacaktı, bir insanın cornell'i hayatında en fazla birkaç kez göreceğini düşünerek -ve mühendis bakış açısıyla- bunu "neredeyse 4 temmuz" olarak değerlendirebilirdik. ve belki de orada ben "4th of july"ı canlı dinleme şansını elde edebilirdim. olmadı. ama bir gün bu da gerçekleşecek, hatta 1. kategorinin altın madalyalısı "jesus christ pose"u da dinleyeceğim, "pretty noose"u da. şahane olacak şahane. hissediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;soundgarden'ı reunion haberi gelirse muhtelif taklalar atacak, sonra da "ama eski büyüsü bozulmasın" deyip ikilemlere sürüklenecek kadar çok seviyorum. kendilerine badmotorfinger başta olmak üzere yaptıkları 5 şahane albüm için, bir de ayrıyetten "burden in my hand" için teşekkürlerimi sunuyorum. alınmasına yardımcı oldukları şahane türev ve integralleri de unutmayalım tabi. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps. eski zamanların anısına,&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;i'm a search light soul they say, but i can't see it in the night&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;i'm only faking when i get it right&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;bonus: rock'n coke outshined performansı, 01.09.07&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;embed id="VideoPlayback" src="http://video.google.com/googleplayer.swf?docid=1629357156401302128&amp;amp;hl=tr&amp;amp;fs=true" style="width:400px;height:326px" allowfullscreen="true" allowscriptaccess="always" type="application/x-shockwave-flash"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: left;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-7384808467740556797?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/7384808467740556797/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=7384808467740556797' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7384808467740556797'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7384808467740556797'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/12/soundgarden-superunknown-1994.html' title='soundgarden - superunknown [1994]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SU64ZryZnUI/AAAAAAAAAIM/sEVJqiWKflc/s72-c/540215.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-1776954183426329244</id><published>2008-12-17T22:40:00.000+02:00</published><updated>2008-12-20T23:47:39.138+02:00</updated><title type='text'>audioslave - audioslave [2002]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SUmANJ3Yh0I/AAAAAAAAAGs/pwsHy3pDClA/s1600-h/audioslave_b00006ru5b.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280893001543485250" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SUmANJ3Yh0I/AAAAAAAAAGs/pwsHy3pDClA/s200/audioslave_b00006ru5b.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span&gt;∃! vocalist v ∀ generation s.t. v→god as t→∞.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;mtv eskiden her hafta bir şarkıya kafasını takar, her saat başı o şarkının videosunu yayınlardı. bir ara o şarkı mevzu bahis albümün ilk single'ı olan "cochise" idi. ben, her nedense, şarkıya her denk gelişimde kanalı değiştiriyodum - öyle ki, uzun bir süre o helikopter sesi benzeri kısmın ötesini dinlemeden yaşadım. bu arada belirtmem gerekiyor, odamdaki yer problemlerinden mütevellit televizyon bir kitaplığın üstünde, yüksek irtifalarda yaşamını sürdürmekte ve dolayısıyla radyo gibi kullanılmaktaydı. neyse, birkaç hafta sonrasıydı sanırım, yine televizyon dinlerken "like a stone" çalmaya başlamıştı. gitar solosu civarlarında sandalyeye mıhlanıp kaldığımı çok net hatırlıyorum. sonra kafamı kaldırıp televizyona bakmıştım, tam o anda ekranda gülümseyen bir adam vardı. (03:31 - ilgilenenlere.) işte o gün müziksel ilerleme grafiğimde bir discontinuity meydana geldi, artık differentiable bile değildim, limitim uçuyor kaçıyordu, zira artık chris cornell denen insanoğlu hayatıma girmiş bulunuyordu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;audioslave hastalığını önce sanırım duygu'ya bulaştırmıştım. sonra da gülin'e. kendimizi bir ara o kadar kaptırmıştık ki grupla ilgili her şeye; lise hayatımı sadece audioslave anektodları üzerinden anlatmak mümkün bile olabilir. albümü hatim ettikten sonra canlı kayıtları edinmeye adamıştık kendimizi. aldığımız seçmeli bilgisayar dersi sırasında lab'de jeffgarden'dan videoları yüklüyorduk. o senenin bilançosu şu şekildeydi: yaklaşık 15gb'lık bir konser/röportaj vs video arşivi, 2500 resim, 3204967207 adet mp3. bu noktada robert'e überhızlı interneti için teşekkür etmeyi bir borç bilirim. ayrıca tüm videoları sistematik olarak listeleyen duygu'ya ve benim az kalsın bozduğum emektar 512mb'lık flashdiskine teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;albümdeki her şarkıyı ayrı ayrı çok seviyorum. beynime kalıcı bir şekilde kazınmış şeylerin bir kısmı şöyle: "cochise"in başlangıcındaki o helikopter sesleri, "show me how to live"in videosu, "what you are" ve "getaway car"ın sözleri, "i am the highway"in sebep olduğu hipnoz hali, "like a stone"un solosu ve "the last remaining light"ın tüm notaları. ayrıca, aol röportajında chris cornell'in "who's your biggest celebrity crush?" sorusuna "michael jackson." diye cevap verişi. westpalm'daki "seven nation army" performansı. bir de tabii hepsinin ötesinde, 22 haziran 2005 akşamı, brixton konseri.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o konsere gitmek hayatımda yaptığım en iyi şeylerden biriydi galiba. o günden aklımda kalanlar gülin'in mcdonald's'daki tepkisiz hali, heyecandan yiyemediğimiz o yemek (ve muzlar), konseri en ön sıradan izlememizi sağlayan sevimli güvenlik görevlisi, konser boyunca bir taraftan crowd surfer avlarken diğer taraftan da bize su yetiştirmeye çalışan görevliler, "killing in the name" başlangıcında üzerimde oluşan 223046702 Pascal'lık basınç, çıkışta metroya giderken tshirt'ünü düşüren ve "i'm sorry you had to touch that" diyen eleman ve before &amp;amp; after fotoğraflarımız. ilginçtir, konserin kendisini anlatamak çok zor geliyor. dilek'in de dediği gibi, beynimin video codeclerini çözdüğüm gün o deneyimi de kelimelere dökmeyi başarabileceğim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazıyı 'destan' kategorisine girmeden önce burada noktalamak istiyorum. audioslave'e lise yıllarımızı şenlendirdikleri için, tom morello'ya da pena için teşekkür ediyorum. evrendeki bilimum güçler chris cornell'i başımızdan eksik etmesin. amin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bonus: konser bileti &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://lh6.ggpht.com/_KXvR_lYnfZQ/SUl-Pj9qzrI/AAAAAAAAAGc/WsPnuiQm17c/s720/DSC08744.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5280890843885653682" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 98px; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SUl-Pj9qzrI/AAAAAAAAAGc/WsPnuiQm17c/s200/DSC08744.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-1776954183426329244?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/1776954183426329244/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=1776954183426329244' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/1776954183426329244'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/1776954183426329244'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/12/audioslave-audioslave-2002.html' title='audioslave - audioslave [2002]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SUmANJ3Yh0I/AAAAAAAAAGs/pwsHy3pDClA/s72-c/audioslave_b00006ru5b.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-3274358806299863187</id><published>2008-11-01T19:44:00.000+02:00</published><updated>2008-11-22T12:57:50.100+02:00</updated><title type='text'>madonna - ray of light [1998]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SSfikQArMYI/AAAAAAAAAGE/zhUT8wdr6M4/s1600-h/madonna.jpg"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5271431001261420930" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SSfikQArMYI/AAAAAAAAAGE/zhUT8wdr6M4/s200/madonna.jpg" border="0" /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;dinlediğim hemen hemen her grup ve sanatçıyla ilgili olarak bir "tanışma" hikayesi vardır kafamda. söz konusu madonna olunca, hafızam biraz tekliyor, zira sanırsam kendisini ilk görüşüm televizyonu açmayı öğrendiğim bebeklik yıllarıma tekabül ediyor. bence bu kadının 1983'ten beri sürekli müzik yapıyor olması gerçekten müthiş bir şey. yaptığı albümlerin bazılarını fazla beğenmesem de, 25 senelik azmi için burada 25 saniyelik saygı duruşunda bulunmayı uygun görüyorum. bulundum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ray of light'ın -tahminlerime göre- bizim eve alınan son kaset olma gibi bir özelliği var. kasetlerin en güzel yanı sanırım arabada dinlenebiliyor oluşlarıydı. bu, yazın tatile giderken walkman'in pilinin bitmesi durumunda oldukça önemli hale geliyordu. offspring konusunda ailemi hiç bir zaman ikna edemedim ama madonna'ya hayır demiyorlardı. benzer bi durum eyüpmobilde de gerçekleşmekteydi o sıralar. serviste dinlettiğim ev yapımı eklektik kasetler daha sonraları lise 3'ler tarafından getirilen sıkı yönetimi tetiklemiş olabilir, buradan tüm servis sakinlerinden özür diliyorum.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;ray of light baştan sona çok güzel bir albüm. madonna'nın her sene farklı kimliklere bürünmek gibi bir derdi olmasa, ray of light modunda kalmasını ve william orbit ile n adet albüm yapmasını rica ederdim herhalde kendisinden. (eminim beni dinlerdi.) şarkılara gelirsek, frozen'ı hep çok sevmiş, videosunu da pek beğenmişimdir. swim ve nothing really matters da oldukça başarılı parçalar. ama albümün asıl incisi bence to have and not to hold... altyapısı, melodisi, sözleri itibariyle anneanne el nakışı tadında bir kusursuzluğu var. gerçi sanırım bu hava albümün genelinde mevcut.&lt;/span&gt;&lt;/p&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="color:#000000;"&gt;madonna'nın teşekkürüme ihtiyacı olduğunu sanmıyorum. kadın zamana karşı koymayı başardı sanırsam, daha ne olsun? o zaman william orbit'e sunuyorum teşekkürlerimi. ayrıca, kendisine grammy'lerin mitozla çoğalmadığını hatırlatmak istiyorum, popüler müziğe tekrar bir el atsan da keyfimiz yerine gelse diyorum. dedim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-3274358806299863187?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/3274358806299863187/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=3274358806299863187' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/3274358806299863187'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/3274358806299863187'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/11/madonna-ray-of-light-1998.html' title='madonna - ray of light [1998]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SSfikQArMYI/AAAAAAAAAGE/zhUT8wdr6M4/s72-c/madonna.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-8001761775366190497</id><published>2008-10-24T01:03:00.000+03:00</published><updated>2008-11-01T18:15:35.617+02:00</updated><title type='text'>oasis - (what's the story) morning glory? [1995]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SQx_QHWfqaI/AAAAAAAAAF0/tGEcSwr98VY/s1600-h/oasis.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5263721979317299618" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 200px; CURSOR: hand; HEIGHT: 200px" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SQx_QHWfqaI/AAAAAAAAAF0/tGEcSwr98VY/s200/oasis.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;orta okul ve lise yıllarında edindiğim deneyimler sonucu geliştirdiğim muazzam komplike bir teorim var: boşta kalan robert kolej öğrencisi istemsiz olarak locker'ına gider. çoğu kez başıma gelmiştir bu, "ben şimdi niye geldim ki buraya?" diye düşünmüşümdür. o dolap niyeyse insana bir huzur verir, çok sevdiğin o okulda bir yerin olduğunu hatırlatır. (49 numara, kalbimdesin.) orta okul yılları boyunca dolap da sürekli değişti, içindeki resimler de... fakat sanırım, o dolabı açtığımda arka planda çalan şey hep oasis idi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;sözlerini baştan sona ezberlediğim ilk yabancı şarkılardan biri wonderwall. o zamanlar çok mutlu ederdi beni o şarkıyı dinlemek. zaten hatırladığım kadarıyla uzun bir süre albümün geri kalanıyla çok ilgilenmemiştim. bir yerlerden videosunun 10 saniyelik bi kısmını bulmuştum, sayesinde quicktime denen oluşumdan haberim olmuştu. şarkının sözleri hemen hemen her icq profiline girmişti. akabinde tüm listeye "update lütfen" içerikli mesajlar gönderilmişti. tey tey...&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;albümün en göz önünde olan şarkısı her ne kadar wonderwall olsa da, şahsi favorim her zaman don't look back in anger olmuştur. 'belirli bir ses seviyesinin altında dinlenmesi yasak olan şarkılar' diye bir liste yapılsa bu şarkının ilk ona rahat gireceğini düşünüyorum. özellikle geçtiğimiz birkaç sene içersinde bu şarkının büyük faydasını gördüm, hayal kırıklığı ve sinire çok iyi geldiği tarafımdan tescillendi. bir de, eklemek isterim ki, büyük britanya dahilinde bir konsere gidip bu şarkıyı bağıra çağıra söylemek uzun zamandır hayallerim arasında.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;flashback alert: morning glory defterler çok modaydı bir ara, ulaş'taki pembe kaplı olanla hazırlıkta çok dalga geçerdik. liam ve noel gallagher kardeşler bir zamanlar müzik aleminin en önemli dedikodu kaynakları arasındaydı, takip etmesi pek eğlenceliydi. önemli bir nokta, oasis ile tanışmam gülin sayesinde oldu. o yüzden oasis renkler arasında yeşile tekabül eder mesela. ayrıca cast no shadow ve she's electric isimli şarkıları da çok severim. gitmesem de, görmesem de, sayelerinde manchester'ı da çok severim.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;oasis'e eskimeyen (çok dinledim, bir şey olmuyor gerçekten) şarkıları ve bana farkında olmadan verdikleri her türlü psikolojik destek için teşekkürlerimi sunuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-8001761775366190497?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/8001761775366190497/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=8001761775366190497' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8001761775366190497'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8001761775366190497'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/10/oasis-whats-story-morning-glory-1995.html' title='oasis - (what&apos;s the story) morning glory? [1995]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SQx_QHWfqaI/AAAAAAAAAF0/tGEcSwr98VY/s72-c/oasis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-8477596709981844269</id><published>2008-10-09T22:28:00.000+03:00</published><updated>2008-10-10T00:11:48.880+03:00</updated><title type='text'>pearl jam - ten [1991]</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SO5zFK9MJuI/AAAAAAAAAFk/jj31FwBOQ4o/s1600-h/Pearl_Jam-Ten-Frontal.jpg"&gt;&lt;img style="float:left; margin:0 10px 10px 0;cursor:pointer; cursor:hand;" src="http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SO5zFK9MJuI/AAAAAAAAAFk/jj31FwBOQ4o/s200/Pearl_Jam-Ten-Frontal.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5255264347865491170" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;geldik sonunda.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;ben herkesin bir müziği olduğuna inanıyorum. hani, dinlersin ve içine işler, seni alır başka yerlere götürür, gerekiyorsa yerine geri getirir. hastayken iyi gelir, kızgınken iyi gelir, mutluyken iyi gelir.  duyduğunda kendini daha bir "olmuş" hissedersin. işte o müzik, benim için, pearl jam.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;duygu bize black'i dinlettiğinde sanırım orta 1'deydik. sonrası nasıl gelişti tam olarak hatırlamıyorum aslında. ten albümünü dinlemiştik, mtv unplugged'ı izlemiştik. black'in oradaki canlı versiyonu fena vurmuştu. televizyonda jeremy'nin videosunu görünce acayip mutlu olduğumu hatırlıyorum. zamanla diğer albümleri de edinmiştim, jeffgarden sayesinde konser kayıtlarını yüklemiştim. benim diyen gruplar "çok iyi" dedirtebilecek iki-üçten fazla şarkı çıkaramazken pearl jam'in o kategoride onlarca şarkısının olması beni çok etkilemişti. grup üyelerinin insanüstü varlıklar olduğunu düşünmeye başlamıştım. neyse, sonuçta birkaç sene içerisinde pearl jam beynimi tamamen ele geçirmişti.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;eh, bu kadar sevince, insanın her şarkıyla ilgili söylecek bir şeyleri oluyor ister istemez. mesela porch'u bağıra çağıra söylemeyi çok seviyorum. eddie vedder'ın pinkpop 92'de o şarkıyı söylerkenki akrobatik hareketlerini hatırladıkça yüzümde hep bir gülümseme oluşuyor. better man'in canlı versiyonlarında, müzik başlamadan önceki birkaç mısrayı binlerce insan mükemmel senkronlu bir şekilde, hep bir ağızdan söylüyor ya hani, her duyduğumda tüylerim diken diken oluyor. i am mine'ı her dinleyişimde eddie'nin sesine hayran kalıyorum. oceans'dan alınmış herhangi ardışık 5 nota beni ağlatmaya yetebiliyor. do the evolution'un videosunu -ki bence yapılmış en iyi videolardan biri- ipod sayesinde hep yanımda taşıyorum. bir de, zamanı geri çevirmek mümkün olursa eğer, madison square garden'daki konsere dönmek, crazy mary dinlemek, eddie'nin uzattığı şaraptan içmek istiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;aklıma gelen diğer birkaç nokta şöyle: "which pearl jam song are you?" isimli son derece bilimsel ve sonuçları isviçreli bilim adamları tarafından onaylanmış testte ben immortality çıkmıştım. matt cameron'un hem soundgarden'da hem de pearl jam'de çaldığını fark ettikten sonra o adamı "yuh artık" kategorisinde dave grohl'un hemen yanına yerleştirmiştim. bir fluid mechanics sınavı çıkışı berkermobilde radyoda state of love and trust çalmıştı, camları açıp bağırarak söylemiştim, çok güzeldi.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="text-align: justify;"&gt;miyop bir insan olarak söyleyebilirim ki, kulaklarım ve pearl jam arasındaki ilişki gözlerim ve lenslerim arasındaki ilişkiye çok benziyor. uzak kaldığımda tadım kaçıyor. istiyorum ki, bir kere (ya da çok kere, karşı çıkmam) onları canlı canlı dinleyeyim. yellow ledbetter çalarken "bitmesiiiin" diye bağırayım. olacak, olacak. inanıyorum. beşini de gözlerinden öpüyorum.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-8477596709981844269?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/8477596709981844269/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=8477596709981844269' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8477596709981844269'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8477596709981844269'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/10/pearl-jam-ten-1991.html' title='pearl jam - ten [1991]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SO5zFK9MJuI/AAAAAAAAAFk/jj31FwBOQ4o/s72-c/Pearl_Jam-Ten-Frontal.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-8799914868254528355</id><published>2008-09-26T20:52:00.000+03:00</published><updated>2008-09-26T21:48:05.132+03:00</updated><title type='text'>the verve - urban hymns [1997]</title><content type='html'>&lt;div&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SN0tRrt8_TI/AAAAAAAAAEM/m889SfjBRP8/s1600-h/The_Verve_-_Urban_Hymns.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250402522400357682" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SN0tRrt8_TI/AAAAAAAAAEM/m889SfjBRP8/s200/The_Verve_-_Urban_Hymns.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;have you ever been down?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;richard ashcroft'un insan bünyesinde reset etkisi var. öyle ya da böyle. bittersweet symphony'yi her dinlediğimde şarkının sonlarına doğru başlangıçtaki düşüncelerimi tamamen unutmuş oluyorum. sonra bütün gün içimden "i can't change, i can't change, i can't change" diye söyleniyorum, kafamda sadece o sample dönüyor. çok pozitif bir etki olduğu söylenemez belki, ama ben o adamı, yaptığı müziği ve özellikle bu albümü çok seviyorum.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;the verve ile tanışmam da bittersweet symphony sayesinde olmuştu. videosunu televizyonda izlemiştim, çok sıradan gibi duruyordu, altü üstü yürüyen bir adam vardı ama ben hayran kalmıştım. kalabalık caddelerde yürürken bu şarkıyı açıp videoyu tekrarlamayı denemişliğim çok olmuştur. fakat işte, action-reaction, bünyeye zarar bir yürüyüş tarzı o. pek tavsiye etmiyorum dolayısıyla.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;çok fazla yazan bir insan değilim ben normalde. mesela günlük tutmayı hiç becerememişimdir. yapılacak işleri bile bir yere not etmeye üşenirim genelde. lisede her sene başında calendar alır dönemin yarısına gelmeden doldurmaktan sıkılırdım. bütün bunlara rağmen aklımda her zaman son derece korumalı bir bölgede saklı duran bir liste var. liste "şu festivale gidilecek. o grup canlı izlenecek. bu adam yaşlanıyor bak, dünya gözüyle görmek lazım bir an önce." gibi şeyler içeriyor. insanın hayattaki amaçlarını müzik üzerinden belirlemesi de ilginç bir konu tabi. neyse işte, "the verve canlı dinlecek" maddesini, üzerinize afiyet, bu yaz rock werchter sayesinde silmiş bulunuyorum. (bu yaz o listede toplu bir temizlik oldu ama hepsini şimdi birden söylemek olmaz.) 1999'da dağılan grubun bu sene tekrar bir araya geleceğini öğrendiğimde kaybettiği favori oyuncağını (donatello'dan başkası olamaz pek tabi) bulan çocuk kadar sevinmiştim. konserde o sevinç eksponansiyel olarak büyüdü, drugs don't work'te birkaç gözyaşı dökme seviyesine getirdi, kapanışta bittersweet symphony'yi bağıra çağıra söylerken neredeyse nirvanaya erdirdi.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;sonnet 'sabah kalkınca beynin içinde çalan şakılar' kümesinin daimi elemanı. the rolling people da öyle. bu albümdeki şarkıların çoğu öyle aslında. sanırım bunun en büyük sebebi albümü sık sık sabahları okula giderken serviste dinlemem ve aralarda uyuyakalmam. içime işlemiş yani. bittersweet symphony'deki o meşhur sample için the verve'in rolling stones'a epey bir bedel ödemiş olması beni çok sinir ediyor. ama şarkılar çok huzur veriyor.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;the verve'in yeni albümünü o kadar yavaş dinliyorum ki, anlatamam. 1 şarkı/hafta gibi bir hıza sahibim şu an. alışmamışım yeni materyale sahip olmaya. bana 'tüketmekten' bu kadar korkacak güzellikte müzik yaptıkları için kendilerine teşekkür ediyorum. albüm kapağındaki beyaz şapkaya 10 üzerinden 3 veriyor, herkesi yolda omuz atarak ilerleyenleri hoş görmeye davet ediyorum.&lt;/p&gt;&lt;p align="justify"&gt;bonus: rock werchter'den bir fotoğrafı aşağıda bulabilirsiniz.&lt;/p&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SN0uJ4dXlYI/AAAAAAAAAEU/f9Y9wHs2tAI/s1600-h/DSC08017.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5250403487893132674" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SN0uJ4dXlYI/AAAAAAAAAEU/f9Y9wHs2tAI/s320/DSC08017.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;p align="justify"&gt;&lt;/p&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-8799914868254528355?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/8799914868254528355/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=8799914868254528355' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8799914868254528355'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8799914868254528355'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/verve-urban-hymns-1997.html' title='the verve - urban hymns [1997]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SN0tRrt8_TI/AAAAAAAAAEM/m889SfjBRP8/s72-c/The_Verve_-_Urban_Hymns.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-1003360376135683424</id><published>2008-09-09T17:02:00.000+03:00</published><updated>2008-09-09T18:43:48.453+03:00</updated><title type='text'>king crimson - in the court of the crimson king [1969]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMaY3CbQAcI/AAAAAAAAAD8/7dLmZl1Zyks/s1600-h/crimson.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5244046887430914498" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMaY3CbQAcI/AAAAAAAAAD8/7dLmZl1Zyks/s200/crimson.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;king crimson ile tanışmamın hikayesinde başrolde babam var. günlerden bir gün, arabada giderken radyoda -o zamanlar adını bilmediğim- epitaph çalmaya başlamıştı. babam şaşkınlık içinde radyonun sesini sonuna kadar açmış, bir taraftan araba kullanmaya çalışıyor, diğer bir taraftan da bana "bak sözlerini iyi dinle, bulmamız lazım bu şarkıyı" diyordu. arada epitaph sözcüğünü duyduğumuzda "hah, bu!" demişti. eve gider gitmez yapılan muhtelif googlelamalar sonucunda şarkının adını ve kime ait olduğunu öğrenmiştik. king crimson'u duyduğunda babam taşınırken atılan/kaybolan plak arşivini hatırlayıp pek bir hüzünlenmişti. ben uzun bir süre internette şarkının bir kaydını aramış fakat bulamamıştım. konu öylece rafa kalkmıştı.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;birkaç ay sonrasıydı sanırım, orta 1 (ya da 2 miydi?) senesinin bitmesine yakın ayça bir doğumgünü organizasyonu hazırlamıştı. taksimde yemek-kahve-müzik dükkanı gezmece klasik üçlüsünü gerçekleştirme gibi ulvi bir amacımız vardı. son kısmı icra etmek üzere megavizyona girdiğimizde ben şans eseri king crimson'un in the court of the crimson king albümünü bulmuştum. cd'nin arkasını çevirdiğimde aranan şarkının bu albümde olduğunu fark edip pek bir heyecanlanmıştım. özge'nin maddi yardımları sayesinde cd'yi alıp eve dönüşe geçtiğimde çok mutlu bir insandım.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;neyse, sonuçta cd yerini buldu. dünyayı kurtarıp arkasına bakmadan giden kahraman edasıyla o albümü uzun bir süre hiç dinlemedim. birkaç sene önce, yine muhtelif toplu taşıma araçlarını kullanarak okula gelmeye çalıştığım bir gün güney kapıya ulaştığım anda shuffle "i talk to the wind" şarkısını sundu bana. pek beğendim, geri dönüp tüm albümü dinledim. her dinleyişimde garip bir şekilde huzur buldum. "i talk to the wind" eşliğinde boğaza bakarak o yokuşu inmeyi buradan herkese tavsiye ediyorum.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;1960-70'lerde yaşamaya özendiren gruplardan biri oldukları için king crimson'a buradan teşekkürlerimi sunuyorum. ayrıyetten arabada radyonun epitaph'ı çaldığı o gün hepimizde geçici duyma kaybına sebep oldukları için kendilerini kın kın kınıyorum.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-1003360376135683424?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/1003360376135683424/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=1003360376135683424' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/1003360376135683424'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/1003360376135683424'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/king-crimson-in-court-of-crimson-king.html' title='king crimson - in the court of the crimson king [1969]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMaY3CbQAcI/AAAAAAAAAD8/7dLmZl1Zyks/s72-c/crimson.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-8754831362375817229</id><published>2008-09-06T14:51:00.000+03:00</published><updated>2008-12-22T19:43:13.118+02:00</updated><title type='text'>garbage - version 2.0 [1998]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMJ-zwR0kSI/AAAAAAAAABk/K0yK56xu2-s/s1600-h/version.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242892343810756898" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMJ-zwR0kSI/AAAAAAAAABk/K0yK56xu2-s/s200/version.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;james bond filmlerini hep sevmişimdir. pierce brosnan'ı da öyle. 1999'da sinemada the world is not enough ı izlerken çok "sevindirik" olduğumu hatırlıyorum. evet öyle bir kelime kullanımdaydı o yıllarda. pişmanım, birazcık. arabalar, aksiyon, mr. bond ve yine arabalar beni o kadar etkilemişti ki, orta 2 ingilizce dersinde yapmamız gereken current affair projesi için konumu james bond olarak &lt;span&gt;seçmiştim. uzuun uzuun hazırlanmış, slaytlar ve poster için olağanüstü kasmıştım. sunum programını renkli fotokopi çektirip dağıtmıştım. filmde bond'un götürdüğü kızlarla ilgili olarak soru sorulduğunu hatırlıyorum, çok gülmüştük. ms. landers'tan 5'imi alıp mutlu mesut tamamlamıştım o seneyi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;neyse, sanırım garbage ile tanışmam bu film sayesinde oldu. gun barrel sahnesi geçerken garbage'ın filmle aynı ismi taşıyan şarkısı çalıyordu. çok beğenmiştim, süper 56k bağlantımla kazaa'dan mp3'ünü yüklemiş, akabinde megavizyona giderek version 2.0 cd'sini almıştım. kapaktaki o turuncu desen garbage'ın web sitesinde vardı, alıp masaüstüme döşemiştim. bir ara hayat garbage'a endeksliydi anlayacağınız. hatta orta 3 almanca dersinde en sevdiğim grup olarak garbage'ı sunmuştum. (her ne kadar öncesinde frau toprakkaz beni aras'la -limp bizkit- grup yapmaya çalışmış olsa da...)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o cd sonra orta 3 ankara gezisine geldi benimle beraber. partimsi bir oluşum yapılacaktı otelde, hatta gülin'in doğumgünüydü o gün sanırım. işte o gün, o dandik toplantı salonunda kaybettim ben version 2.0 cd'mi. yanında 10 tane daha albüm vardı hatta, çok üzülmüştüm. boş kutusu hala evde duruyor. cd, hükümsüzdür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;you look so fine'ı çok severdim, hala severim. videosu da hoştu, taş bir adam vardı shirley manson'un yanında. yanlış hatırlamıyorsam güzide ülkemizin nadide sanatçılarından biri o videoyu kopyalayıp kendine uyarlamıştı. kim olduğunu hatırlayan varsa beri gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belirtmek isterim ki, şahsi 'sabah kalkınca beynin içinde çalan şarkılar' listemde en yüksek katılım garbage'a ait. her ne kadar garbage'ın ilk albümü o olmasa da, kendi kendine "yeni grup" keşfetme hissini ilk bu albümde tattım. o açıdan teşekkür ediyorum filme, garbage'a ve kendime.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. garbage'a #1 crush gibi bir şarkı yazabildikleri için ayrıyetten hürmetlerimi sunuyorum.&lt;br /&gt;pps. current affair programımı ufak bir sondaj sonucu buldum, aşağıda görebilirsiniz. &lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span&gt;&lt;/span&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;span style="font-size:0;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;a href="http://lh4.ggpht.com/_KXvR_lYnfZQ/SMJ-VLhVX3I/AAAAAAAAABc/UyfcR9_JzK4/s512/plan.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242891818547634034" style="DISPLAY: block; MARGIN: 0px auto 10px; CURSOR: hand; TEXT-ALIGN: center" alt="" src="http://2.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMJ-VLhVX3I/AAAAAAAAABc/UyfcR9_JzK4/s200/plan.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-8754831362375817229?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/8754831362375817229/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=8754831362375817229' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8754831362375817229'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/8754831362375817229'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/garbage-version-20-1998.html' title='garbage - version 2.0 [1998]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMJ-zwR0kSI/AAAAAAAAABk/K0yK56xu2-s/s72-c/version.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-2654246984440365184</id><published>2008-09-05T23:49:00.000+03:00</published><updated>2008-09-06T14:25:06.844+03:00</updated><title type='text'>peter mcconnell - grim fandango ost [1998]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGkJf7W7fI/AAAAAAAAABM/8o6kNe-6Y8c/s1600-h/grim.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242651924332211698" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGkJf7W7fI/AAAAAAAAABM/8o6kNe-6Y8c/s200/grim.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;dünyanın en güzel oyunu. noktaya dikkat.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hikaye müthiş, atmosfer müthiş, karakterler müthiş. soundtrack de, tahmin edilebileceği üzere, müthiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998-99 civarında soundtrack i bulmak epey zordu. ya kimse upload etmiyordu, ya da benim googlelama yeteneklerim yeterince gelişmemişti, bilmiyorum. the enlightened florist isimli melodi oyunda belirli bi dükkana girince çalardı. ama odadayken diil, sadece kapıdan girerken. şarkıyı dinleyebilmek için bir save game i defalarca açıp o kapıdan geçtiğimi hatırlıyorum. eğlenceliydi. sonra, casino calavera tarzında şarkılar bulabilmek için deniz'e danışmıştım. sayesinde ciddi bir duke ellington arşivim oldu. danke (über) schön diyoruz kendisine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu oyunu bana ilk yüce kuzen bahadır tavsiye etmişti. cd'sini vermişti, aylarca oynamıştım. bazı yerlerde walkthrough lara baktığımı burada itiraf ediyorum. zordu ama, özellikle oyundaki 2. sene. neyse, ben o cd'yi hiç geri vermedim. orijinal cd hem de, kitapçık bile var kutusunda. buradan bir özür ve teşekkür paketi sunuyorum kendisine. aşırı kullanım sonucu oyunun 2. cd'si kendini koyverdi önceki sene. bakırköydeki über oyun dükkanına gidip (kapandı sonra) "bana grim fandango lazım, sadece 2. cd ama" dediğimde oradaki görevlinin gözlerinde beliren şaşkınlık ve akabinde gelen takdir ifadeleri çok mutlu etmişti beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;oyunu anlatmam çok zor. çok etkileyici olduğunu söyleyebilirim bir tek. sonunda ağlamıştım, o boyutta. bir zamanlar her 10 cümlemden biri grim fandango alıntısı oluyordu. ekonomi derslerinde bayınca önümdeki kağıda açılış sahnesinin repliklerini yazıyordum. kendimi frenlemeye çalışıyorum artık, etrafı çok baymamak adına. konu açılmışken, blogun en tepesinde yazanlar da bu oyundan. context anlatmayayım, oynayacaklara süpriz olsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;lucas arts sen bizim her şeyimizsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps. mp3'lere &lt;a href="http://soundtracks.mixnmojo.com/grim.htm"&gt;buradan &lt;/a&gt;ulaşabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt; &lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ek. sonradan aklıma geldi: lise 2 veya 3'teydi sanırım, gould 3. kattaki sınıflardan birinde almanca dersindeydik. dönen muhabbet neydi tam hatırlamıyorum ama bir ara yanımda oturan yarkın "viva la revolucion!" demişti. dönüp "salvador limones?" diye sormuştum. başka bir bileni bulunca insanı mutlu edebilen bir oyundur grim fandango. oh yes.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-2654246984440365184?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/2654246984440365184/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=2654246984440365184' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/2654246984440365184'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/2654246984440365184'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/peter-mcconnell-grim-fandango-ost-1998.html' title='peter mcconnell - grim fandango ost [1998]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGkJf7W7fI/AAAAAAAAABM/8o6kNe-6Y8c/s72-c/grim.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-5043466819661330129</id><published>2008-09-05T22:32:00.000+03:00</published><updated>2008-09-05T22:59:13.813+03:00</updated><title type='text'>deftones - white pony [2000]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGPJx-A0ZI/AAAAAAAAAAo/auD3knDqIMk/s1600-h/white+pony.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242628839431000466" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; CURSOR: hand" alt="" src="http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGPJx-A0ZI/AAAAAAAAAAo/auD3knDqIMk/s200/white+pony.jpg" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;bendeki deftones sevgisi bambaşka.&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;ipod'um ile aramızda çok seviyeli bir simbiyotik ilişki var. çok seviyorum kendisini, onsuz yaşayamıyorum. süper müzikler dinliyorum sayesinde. (sennheiser'ıma da buradan selam ederim.) o da benim sayemde dünyayı geziyor, hem de deri kılıf içerisinde. über lüks bir hayat anlayacağınız. neyse, konuyu dağıtmayalım, özetle ipod benim için çok önemli bir cihaz. alırken arkasına ne yazdırayım diye günlerce düşünmüştüm, sonra da aşağıda ilk postta görünen sözlerde karar kılmıştım. deftones sevgimi dağlara, taşlara ve ipoduma yazdım. müthişim.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;deftones 2006'da yedikulede konser vermek üzere gelmişti güzide ülkemize. ilk şarkı passenger idi. ilk birkaç dakika içerisinde bilincimi semi-yitirmiş olsam da (gülin şahittir saçmalamalarıma), hayatımda yaşadığım en güzel şeylerden biriydi o konser. aklımdan "ben oradaydım" fikri her geçtiğinde abuk bir gülümseme oluşuyo yüzümde.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;weird fact #1: biri deftones dediğinde ayağa kalkıp sağ elimi kalbimin üzerine götürme isteği hissediyorum. weird fact#2: türkiye'de konser verdikleri için, her ne kadar kendisi bihaber olsa da, chino'ya börek açma sözüm var.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;albüme gelirsek; knife party, passenger, digital bath, change, back to school gibi şarkıları içerdiği üzere fazla bir şey söylemeye gerek kalmıyor sanırsam. knife party'nin ortasında giren vokalleri yapabilecek bir sese sahip olmayı istemişimdir hep. sahneye çıkıp söyleyecek olsam koreografim hazır hatta. (her şarkıya kafamda bir sahne düzeni, ışık, atraksiyon vs planı hazırlamam da ayrı bir post konusu olsun hadi.) bir de, passenger'da chino'nun "cushion" deyişi ayrı bir fenomen.&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div align="justify"&gt;o "içimde fırtınalar kopuyor, bağırmak çağırmak istiyorum, bakmayın böyle sakin durduğuma" hissini cool hale getirdiği için teşekkür ediyorum deftones'a. bir de tabi, olağanüstü müzik için.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-5043466819661330129?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/5043466819661330129/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=5043466819661330129' title='1 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/5043466819661330129'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/5043466819661330129'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/deftones-white-pony-2000.html' title='deftones - white pony [2000]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGPJx-A0ZI/AAAAAAAAAAo/auD3knDqIMk/s72-c/white+pony.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>1</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-7118850182884203097</id><published>2008-09-05T21:57:00.000+03:00</published><updated>2008-09-05T22:22:25.927+03:00</updated><title type='text'>korn - follow the leader [1998]</title><content type='html'>&lt;div align="justify"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGGSOg4inI/AAAAAAAAAAg/eYCwlHWCLjY/s1600-h/follow+the+leader.jpg"&gt;&lt;img id="BLOGGER_PHOTO_ID_5242619088927754866" style="FLOAT: left; MARGIN: 0px 10px 10px 0px; WIDTH: 192px; CURSOR: hand; HEIGHT: 191px" height="209" alt="" src="http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGGSOg4inI/AAAAAAAAAAg/eYCwlHWCLjY/s200/follow+the+leader.jpg" width="210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;hikayenin bundan öncesi çok karışık. ana karakterlerimiz uzun saçlı bir adet kenan doğulu, loopa alınmış bir celine dion ve ortaya serpiştirilmiş spice girls.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1998 benim orta 1 seneme tekabül ediyor. o sırada tanıştım korn ile. ilginç oldu tabi, "spice up your life" tan jonathan davis çığırtmalarına geçmek. special thanks to emre for the transition.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-ya bak böyle bi klip var, kurşun gidiyo, süper.&lt;br /&gt;+şarkı da güzelmiş.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 dakikalık sessizlikle başlıyor albüm. 12 adet 5'er saniyelik track. 13. şarkı, it's on. o başlangıcı dinlediğimde hala içim kıpır kıpır olur, korn'u kendi haline bırakalı epey zaman olmuş olsa da... serviste okula gidip gelirken merve'ye dead bodies everywhere şarkısını tekrar tekrar dinlettiğimi hatırlıyorum. eyüpmobil biraz hızlı olduğu için şarkı her tümsekte kesintiye uğrasa da... all in the family'nin şarkı sözlerini googlelama gereksinimi hissetmiştim bir de. bu da böyle bir anımızdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o zamanlar bizim evde herhangi bir video kayıt cihazı yoktu, kamera dışında. mtv bazen korn konserlerini yayınlardı, ben kamerayı televizyona bağlayıp kaydederdim. sonra o kafam kadar kamerayı okula taşıyıp lockerların orda izlerdik. güzel günlerdi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;velhasıl, rock alemine geçiş bu albüm sayesinde oldu. teşekkürlerimi sunmayı bir borç bilirim.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-7118850182884203097?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/7118850182884203097/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=7118850182884203097' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7118850182884203097'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7118850182884203097'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/korn-follow-leader-1998.html' title='korn - follow the leader [1998]'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SMGGSOg4inI/AAAAAAAAAAg/eYCwlHWCLjY/s72-c/follow+the+leader.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-7642136788716841691</id><published>2008-09-05T21:51:00.000+03:00</published><updated>2008-09-06T00:51:21.200+03:00</updated><title type='text'>bitmeyen proje</title><content type='html'>bir oda, odada bir koltuk. arkasındaki duvarda büyük bir boşluk.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;annem ikeadan iki çiçekli resim aldı önce. asmayı denedim, beğenmedim.&lt;br /&gt;kendim fotoğraf çekip koymak istedim, çektiklerimi beğenmedim.&lt;br /&gt;başkalarının çektiklerinden seçeyim dedim, yine beğenmedim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;next best thing: album covers. stuff that matter. 4x4 ya da 5x5.&lt;br /&gt;so, here we go. in order of appearance.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-7642136788716841691?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/7642136788716841691/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=7642136788716841691' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7642136788716841691'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/7642136788716841691'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/bitmeyen-proje.html' title='bitmeyen proje'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-618734992644089769.post-6095765258440248908</id><published>2008-09-05T21:43:00.001+03:00</published><updated>2008-09-05T21:43:56.035+03:00</updated><title type='text'>for starters</title><content type='html'>god bless you all&lt;br /&gt;for the song, you saved us.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/618734992644089769-6095765258440248908?l=kissthesnakegoodnight.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/feeds/6095765258440248908/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=618734992644089769&amp;postID=6095765258440248908' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/6095765258440248908'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/618734992644089769/posts/default/6095765258440248908'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://kissthesnakegoodnight.blogspot.com/2008/09/for-starters.html' title='for starters'/><author><name>gizem</name><uri>http://www.blogger.com/profile/05010477298005731323</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='32' height='24' src='http://4.bp.blogspot.com/_KXvR_lYnfZQ/SY3d-McEDKI/AAAAAAAAAKc/KV4dJz4tmiA/S220/n576169967_524890_406.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry></feed>
